Dünya’nın her yerinde devlet ve toplumu hedefleyen siyasi partiler vardır. Bu partiler kalem ile çarpışarak kendilerini kanıtlama amacındadır. Öncelik toplum olmak üzere ortaya somut kaynaklar koymak zorundadır.

Fakat siyasi parti oluşumları Türkiye’de Nasıl?

 

Türkiye’de belli bir kesim siyaset deyince, parti deyince hemen bir korkuya kapılır, bunun en büyük nedeni ise 60, 70 ve 80 dönemlerindeki kanlı çatışmalardan kaynaklıdır. Oysaki demokrasinin yapı taşlarının böyle anılması pek acıdır. Elbette ki demokrasiyle aynı kefeye koyamayız bana göre partisiz de demokrasi mümkündür fakat konumuz bu değil ilerideki yazılarımızda kaleme alırız umarım. Türkiye’de partiler ideolojilerin kıyafet giymiş halidir. En azından toplumumuzun büyük bir kısmı böyle anımsıyor.

 

Karanlık Türkiye’den bu seviyelere gelebilmişken neden hala uçlarda yaşıyoruz?

 

Bizim milletimizin ortası yok maalesef, her zaman uçlarda yaşamayı severiz, fakat her şeyin fazlası, ötesi, aşırıcılığı faydadan çok zarar getirdiği gibi bu durumda da aynısı olmuştur.

Elbette partilere mensup olup onları savunabiliriz fakat bizim en büyük hatamız karşımızdakinin görüşünü tanımadan sanki düşmanmışçasına saldırıya geçmemiz. Aslında hepimiz aynı bayrak altında aynı vatana hizmet ediyoruz ama ne yazık ki bunu çok zaman unutuyoruz. Kimileri için zaafiyet derecesinde hatta ve hatta en hassas noktalarını kapsıyor. Bir fikri, ideolojiyi, davayı benimseyip savunmaktan çok birilerinin adını yaşatmayı tercih ediyoruz.

 

En basitinden 24 Haziran 2018’de sandığa gittik fakat o gün adını duyduğumuz, duymadığımız nice vatan evlatları can verdi. Seçim geçti gitti ve hayat devam ediyor. Onların hakkını kim ödeyebilir? Bence kimse ödeyemez fakat bunların önüne geçilmelidir.

Herkesin, hepimizin kusurları ve yanlışları olabilir, öyle ya her şey bizim için var. Menfaatlerini gözeten herkesi geçtim sırf inandırıldıkları veya inanmak isteyerek inandıkları partiler uğruna pek çok kavgalar doğar ve bunların bir kısmı kan veya yılları yutan kırgınlıklarla sonuçlanır. Asla ama asla particiliği kişiliğimizin önüne koymamalıyız, futbol takımı tutar gibi bir öyle bir böyle de olmamalıyız, illaki bir şeyi benimseyeceksek, artıları ve eksileriyle kabullenip öyle bir yol çizmeliyiz.

Bizim yapmamız gereken, karşımızdakinin fikirlerini her zaman önemseyerek anlamaya çalışmak, kendimizle alakalı veya inandığımız her ne olursa olsun doğruları gibi yanlışlarının da olabileceğini unutmadan kendi çehremizde tartmaktır. Hiçbir inançta yer almamasına rağmen -kastım sadece dini inançlar değil- kulaktan dolma şeylere bile körü körüne inanabiliyorken bu konuda kendimizi tutabilmemiz icap eder. Bizlerin de hiçbir şeye veya kişiye bağlı kalmadan kendi irademizle kararlar almamız her konuda çok önemlidir.

Bu ister siyaset olsun, ister siyasi parti, kimseyi kırmayalım, biz biriz. Parti başkanlarına manevi değerler kazandırıp davadan ziyade şahsiyetlere bağlı olmayalım, tutacaksak futbol takımı gibi parti tutmayalım, birbirimizi tutalım.