Bahaneler biter mi? Sonu gelir mi bu çaresiz müdavimliğin, aciz kazancına değer mi?

Herkesin kendince kaçış yöntemleri olabilir, kimi insan ağlayarak kaçar, kimi insan saldırarak, kimisi tek kelime etmeyerek kaçar, kimisi ise yüzleşerek.

Bugün gündelik hayatımızdaki ufak tefek işlerden tutun da hayatlarımızı derinden etkileyebilecek şeylerde bile bahane bulup erteliyoruz, daha sonrasında ise pişmanlıklarla geçmişe dönme arzusuyla yapayalnız kalıyoruz.

Bir şeyleri erteledikçe daha iyi yapacakmışçasına kendimizi kandırıyoruz ve bir yerden sonra birer mazeret makinesine dönüşüyoruz. Acı olan da bunların sonunun gelmemesi ve çığ gibi artarak gitmesidir. İnsan bir yerden sonra kendi yalanına bile inanabiliyorken bizim atalarımıza yakışarak en başta kendi isteklerimiz ve ideallerimiz üzerine oynamamız gerekiyor. Bunu biliyor muyuz? Evet!

Peki, bunu uyguluyor muyuz? Kendi adıma konuşayım, hayır. Dünyevi hayatın cazibesinden ahiret işlerimi bile erteleyebiliyorken en başta kendimde sorgulamam gereken pek çok nokta vardır. İşte bizim hareketimiz de bu, birilerini eleştirip diğer insanları sorgulamak yerine hepimizin kendini sorgulayıp gözden geçirmesi. Çünkü böylece otomatik olarak pek çok dış sorunu çözdüğümüz gibi kendimizi tanıma, eğitme ve yönetme şansı bulacağımıza inanıyoruz.

Neden sürekli bahaneler üretiyoruz?

Cevabı elbette ki gayet basit, her insan bir yerde kolaya kaçıyor. Kendimizi eğitme sürecimizde bu soruların cevabı yerine kendimizde ararsak yine pek çok şeyin cevabını kendimiz elde etmiş olacağız.

Dün yapmadığımız ne varsa yarına ertelemeyelim, çünkü dün geçti, yarın muallak, bugünü değerlendirmeliyiz.

Diyete mi başlayacaksın? Bugün.

Ders mi başlayacaksın? Şu an.

Sevdiğine mi açılacaksın? Kaybettiğin zamanın aksine, hemen.

Şirketteki evrakları gözden mi geçireceksin? Bu akşam.

Yıllardır seni kölesel sistemin bir parçası yapan işinden mi ayrılacaksın? İlk fırsatta.

Anlatmaya çalıştığım olay örgülerimizin ne kadar büyük veya küçük olması önemli değil, önemli olan bizim anında işe koyulup yol almamızdır.

 

Genel konuşuyorum fakat somutlukla beraber ufak bir örnek verelim, insanın bazı sorumlulukları vardır dönemine göre, nasıl ki bir öğrenci sınava çalışması lazımken, bir bilgisayar oyununun veya sosyal bir etkinliğin ona sadece o anlık daha cazip gelmesi ve ”Daha sonra çalışırım ya” diyerek kendini kandırarak bahanelerle erteliyorsa, hayatın her alanında hepimiz bir şeyleri erteliyoruz. Belki işlerimizi, belki zevklerimizi, belki sevinçlerimizi, belki hüzünlerimizi, belki nefretimizi, belki sevgimizi ve belki de mutluluğumuzu…